BAŞKÖŞE

Perihan Sarıgöl

Çocukluğum Birgi’de, akrabalarla oturulan kalabalık sofralarda geçti. Bu kalabalık sofraların çeşit çeşit lezzetli yemekleri için bahçelere gidip, mutfakta lazım olabilecek ot ve sebzeleri toplar, mutfağı herkese açık olan annemin “Yengeana” diye hitap ettiği akrabalarımızın mutfağına bırakırdım. Sonra sıra çiçeklere gelirdi. Sümbül, nergis, şebboy gibi rengârenk, mis kokulu çiçekler de toplar, onları da bırakırdım. Sadece pişirmelik malzeme değil, meyvenin de en tazesini bu bereketli topraklardan masalarımıza taşırdım. İrimağzı denen yerdeki uçsuz bucaksız ağaçlardan incir, Bozdağ Yaylası’ndan mevsimine göre ayva, nar, ceviz, kestane…  Hepsi birbirinden lezzetli, hepsi birbirinden güzel…

Bütün bunları yapmaktan hep mutlu oldum. Evlendikten ve iki kızım olduktan sonra, bu güzellikleri onlara da öğretmeye ve yaşatmaya çalıştım. Lezzetli yemeklerle kalabalık sofralarda toplanmak, o zamanlardan kalma bir alışkanlıktı. Benim için masaya konan lezzetler mutluluk sebebidir. Çünkü o lezzetlerin çevresinde hep beraber olunur ve paylaşılır.

Kitaptaki yemekleri yaparken, ekibin gösterdiği ilgi ve sevgi emeklerimi daha da anlamlandırdı. Kızımın, hayatım boyunca yaptıklarıma kıymet vermesi ve bu kitapla ödüllendirmesi, beni çok gururlandırdı. Daha da çok gururlandıran, bunu arkadaşlarının annelerine de armağan etmesi oldu.

 

Yöreden ve Perihan Sarıgöl’den “Ana Sözleri”:

“Buyrun sıkılmayın, geri durun sokulmayın.” (Lezzetli bir yemek sofraya konduğunda misafirlere söylenen davet sözü)

“Ne varlığınla övün, ne yokluğunla dövün.” (Mütevazı ol, mücadele et)

“Kabı ayrı olanın tadı ayrı olur.” (Aynı tarifler farklı ellerde farklı tatlarda olur)