PAZARDAN

Ege'nin rüzgarlı köyü... Alaçatı

Her cumartesi günü kurulan Alaçatı pazarının bence en önemli özelliği köylü üreticinin çoğunlukta olmasıdır. Kendi dilleriyle yazdıkları etiketlere, önlerindeki tezgahlarda sergiledikleri ürünlere bakınca bunu çok rahat anlarsınız. Bölgenin zengin doğasının sunduğu doğal ot çeşitleri, sağlıklı beslenmeye düşkün herkes için çok iyi bir fırsat diye düşünüyorum. Şevketi bostan, radika, ısırgan, kekik çeşitleri, kuzu kulağı, deniz börülcesi-fasulyesi..ve mevsimine göre pekçok doğal ot çeşitlerini bulmak mümkün. Otları tanımıyorsanız, Alaçatı pazarı iyi bir fırsat. Zira, yaz aylarında çok göç alan köyün nüfusunun çoğunluğunu diğer illerden, özellikle İstanbul'dan gelen hatta yazın köye yerleşen konuklar oluşturuyor. Dolayısıyla pazarı gezerken tezgahta bir ürünle ilgilendiğinizde köylü hemen otu tanıtmaya ve nasıl pişireceğinizi anlatmaya başlıyor. En son geçen ay gittiğimde her tezgahın önünde aynı dialogla karşılaştım. Alışverişin sonuna doğru bir tezgahın önünde durdum ve yanlış hatırlamıyorsam deniz börülcesine uzandım. Germiyan Köyünden pazara gelmiş, üretici karı-kocayla aramızda şöyle bir dialog geçti: " Bu deniz börülcesi, bunu haşlayıp, sarımsaklayıp, ekşileyecek......" derken artık dayanamadım; "Teyzecim ben Egeliyim, biraz ağırıma gidiyor bütün pazar boyunca bana otları tanıtıp, tariflerini verdiler, ben çocukluğumdan beri bunlarla beslenirim, hatta çoğu zaman kendim de toplarım" dedim, bu sefer o benim sözümü kesti ve "ama güzelim sende İstanbullulara benziyorsun" deyiverdi. O sıra eşim arabasıyla bizi almaya gelmişti ki köylü adamın gözü arabanın plakasına dikildi. 34 plakalı olması nedeniyle benim Egeli olduğuma, İzmir'de yaşadığıma ikna olmadılar elbette. Türkiyemin her bölgesinin ayrı güzellikleri var şüphesiz. Şu bir gerçek ki, benim için Egeli olmak çok çok şanslı bir durum. İyi ki buralarda doğmuşum ve yaşıyorum... Her daim tüm nimetlerinden faydalanıyorum.